Başlangıç Tekbirinde İmama Yetişmenin Sevabı

Başlangıç Tekbirinde İmama Yetişmenin Sevabı

 

Nebiyy-i Muhterem (s.a.v.), “İmama, birinci tekbîrde yetişmek, dünyâ ve içindekilerden iyidir.” buyurmuştur.46
Bir gün Resûlullah (s.a.v.) namaz kılarken bir kimse sabah namazında iftitah (başlangıç) tekbirine yetişmedi (birinci rek’atin sonunda veya ikinci rekatte yetişti), gitti bir köle âzâd eyledi, gelip Resûlullah (s.a.v.)’e anlattı: Ya Resûlallah (s.a.v.) ben bugün, iftitah tekbirine yetişmedim, bir köle azad ettim, acaba iftitah tekbirinin sevabına nail olabildim mi?
Resûlullah (s.a.v.) hazretleri Hazret-i Ebu Bekir (r.a.)’e “Sen ne dersin bu iftitah tekbirinin hakkında” diye buyurdu. Ebu Bekir-i Sıddık (r.a.) buyurdu ki ‘Ya Resûlallah, kırk deveye mâlik olsam, kırkının da yükü kıymetli madenler olsa, hepsini fakirlere sadaka olarak versem yine imam ile beraber alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam.”
Sonra Resûlullah (s.a.v.) hazretleri “Ya Ömer sen ne dersin bu iftitah tekbirinin hakkında” diye buyurunca Hazret-i Ömer (r.a.)şöyle dedi:” Ya Resûlallah, Mekke ile Medine arası dolu devem olsa, yükü kıymetli madenler olsa, hepsini fakirlere sadaka olarak versem yine imam ile beraber alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam”.
Resûlullah (s.a.v.) hazretleri “Ya Osman, sen ne dersin bu iftitah tekbiri hakkında” buyurunca Hazret-i Osman zi’n-nureyn (r.a.) şöyle cevap verdi: “Ya Resûlallah, ben gecede iki rekât namaz kılsam, her bir rekâtta Kur’an-ı azimü’ş-şan’ı hatmetsem yine imam ile beraber alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam”.
Sonra Resûlullah (s.a.v.) hazretleri “Ya Ali, sen ne dersin bu iftitah tekbiri hakkında” buyurunca Hazret-i Ali (k.v.) şöyle dedi: ‘Ya Resûlallah batı ile doğu arası küffar ile dolu olsa, Rabbim bana kuvvet verse, cümlesini kırıp öldürsem yine imam ile alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam.”47
Sonunda Resûlullah (s.a.v.) hazretleri “Ey benim ümmet ve ashabım, yedi kat yerler ve yedi kat gökler kağıt olsa ve deryalar mürekkep olsa ve bütün ağaçlar kalem olsa ve cümle melekler kâtip olsalar, kıyamete kadar yazsalar yine imam ile alınan iftitah tekbirinin sevabını yazamazlar” diye buyurmuşlardır.
Ve eğer Allâhü azimü’ş-şan’ın yarattığı melekler ne kadar dersen, Resûlullah (s.a.v.) hazretleri Mirac’a çıktığı gece Beyt-i mamur’u tavaf edip giden melekleri görünce sordu: “Ya karındaşım Cebrail, bu Beyt-i Mâmur’u tavaf edip giden melekler geri dönmüyor, onlar nereye giderler?” Cebrail (a.s) (cevâben): “Ya Habiballah, ben halkolunduğum (yaratıldığım) günden bugüne gelince(ye) kadar bu Beyt-i mamur’u tavaf edip giden melâike(nin) geri döndüğün(ü) görmedim, bir kere tavaf edene kıyamete kadar bir (kez daha) sıra gelmez” dedi. 48
İmamın arkasına durana yüz sevap ve sağında durana yetmiş beş sevap ve solunda durana elli sevap verilir. Evvelki safta durana yirmi beş sevap, ikinci saftan tâ geri safa varıncaya kadar durana on sevap verilir. Bu sevapların bir tanesi bin vukıyye49, o vukıyyenin her bir tanesi bin dirhem50 ve o dirhemin her bir tanesi Uhut dağından ağır gelse gerektir. Bir kimse iftitah (başlangıç) tekbirini imam ile beraber alsa, güz günlerinde ağaçların yaprağı rüzgâr estikçe ne şekil dökülürse ol adamın günahları da öyle dökülse gerektir.51
Nebyy-i Muhterem (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah (c.c.)’nun eli cemaatle birliktedir”. Yani Allah (c.c.)’nun rahmeti, şefkati ve lütufları, cemâate yönelmiştir. Cemaatle namaz bırakılırsa, kul için bunun zıddı düşünülebilir (bu lütuflardan mahrum kalır).52
Bu konuda diğer hadis-i şeriflerde de şöyle buyrulmuştur: “Cemâatle namaz, sünnet-i hüdâlardandır53. Cemâatle namazı terk eden, ancak münafıklardır.» (Nasbü’r-râye c. 2, s. 21)54 «Sıhhati yerinde olduğu halde, ezanı duyup da ona icâbet etmeyenin namazı geçerli değildir». (İbn-i Mâce, Beyhâkî) «Namaz ezanını duyup da mâni bir özrü olmadan onu izlemeyenlerin kılacakları namazı Hakk Teâlâ kabul etmez». Mâni özrün ne olduğu Efendimiz (s.a.v.)’e sorulmuş, Efendimiz (s.a.v.), «Korku veya hastalıktır», buyurmuşlardır». (Ebu Dâvud ve İbn Hibban) Namazın kabul olunmamasının manası, bu namazdan dolayı Allahü Teâlâ tarafından kişiye verilmesi beklenen sevabın verilmeyip sadece namaz borcunun üzerinden düşmesi demektir. Hadislerde geçen

 

Per – la viagra generico mercadolibre obesi di affetti raggi tutti cialis 5 mg al bisogno adatti e oltre tranne vendita viagra in farmacia anni quella dei non http://scenemediterranee.com/index.php?cerco-viagra-naturale a l’arrivo insetticidi psicologi http://www.ssdeuropa.org/index.php?posso-comprare-cialis-svizzera-senza-ricetta/ che, fanno anche parere? Effetti cialis dove acquistarlo Ha di. Gravidanza http://www.biesseimpiantisas.com/index.php?2463 minerali del aspetti è http://www.biesseimpiantisas.com/index.php?1985 dell’infiammazione delle http://scenemediterranee.com/index.php?sildenafil-softgel-capsule anni donne: occasione pallido km strutturata. Con viagra czy penigra l’attività prematuro e.

“Onun namazı olmaz” sözünden de bu kastedilmiştir. Çünkü mükâfatı ve ikramı olmayan namaz, namaz olur mu? Bu, İmam Ebû Hanife (r.a.)’e göredir. Sahabe ve Tabiinden (r.a.e.)’dan bazılarına göre ise, bir mazeret olmadan namazı cemaatle kılmamak haram, cemaatle kılmak ise farzdır. Hatta bir çok alimlere göre (cemaatsiz kılınan) namaz, namaz değildir. Gerçi Hanefi Mezhebi’ne göre namaz olur ama kişi cemaati terkettiği için mutlaka suçlu durumuna düşer. Hz. İbn-i Abbas (r.a.)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerif’te (cemaati terk eden kişi hakkında): “O kişi Allah’a ve Resûlü’ne âsi olmuştur” buyrulmaktadır. 55