Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Şübhesiz ki mescidler Allah’ındır; o hâlde (oralarda) Allah ile berâber hiç kimseye ibâdet etmeyin!”1 Nûr sûresinin 36-37. Âyetlerinde ise mescidler için, “O evler ki Allah-ü Azîmüşşan o evlerin yükseltilmesine ve içlerinde (mübarek) isminin zikredilmesine izin vermiştir. Hiçbir ticaretin ve hiçbir alışverişin kendilerini, Allah’ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekâtı vermekten alıkoymadığı birtakım erler, buralarda sabah akşam (beş vakit) O’nu tesbih ederler (namaz kılarlar).” buyrulur.

Mescid, İslâm mabetlerine (ibadet evlerine) verilen bir isimdir. Mescidler Yüce Allah’a ibadet için yapılmıştır. Bundan dolayı her mescidin büyük bir şeref ve fazileti vardır. Bu şerefi göstermek için her mescide Beytullah (Allah’ın evi) denmiştir. Onun için mescidlere hürmet edilmesi gerekir. Mescidlerde hiç kimse istediği gibi hareket edemez. Bir mescid kıyamete kadar mesciddir. Mescidlere saygısızlık etmek, taşkınlıkta bulunmak, Yüce Allah’ın hakkına saldırmaktır. Bunun sorumluluğu pek büyüktür. Mescidlere abdestli olarak girilir. Namaz maksadı olmaksızın mescidlere çocukları ve delileri sokmak, zaruret olmadıkça yol gibi geçip gitmek caiz değildir. Mescidlere gelişi güzel hareket ve davranışlarla girilemez. Bir zaruret bulunmadıkça, mescidlerde dizleri dikmek veya ayakları uzatmak sureti ile rastgele oturulmaz. Bunlar caiz görülemez. Mescidlerde yüksek sesle konuşmak mekruhtur. Mescidlerde gürültü yapmak, gereksiz yere dünya işlerini konuşmak, kaybolan eşyaları sorup araştırmak, zikir ve hikmet taşımayan şiirler okumak caiz değildir. Denilmiştir ki: “Ateşin odunu yemesi gibi, mescidde konuşulan sözler, iyilikleri yer, bitirir.”2 Resulullah (s.a.v.) de şöyle buyurmuşlardır: “Bu mescidler ancak Allah’ı zikretmek, namaz kılmak ya da Kur’ân okumak içindir.” (Müslim) Başka bir hadis-i şerifte: “Mescidler bina ediliş maksatları için kullanılır.” (Müslim, İbni Mâce) buyurulmuştur. İşte bu da mescidlerde aslolanın namaz, zikir ve Kur’ân kıraati olduğuna, bunun dışında herhangi bir iş yapılmaması gerektiğine delildir.

Hadis ve Fıkıh kitaplarımızda şu hükümleri görmek mümkündür:
Câmiye hürmet onun kıymetini anlamakla olur. Müslümanların toplandığı ibâdet yeri olan câmiye abdestsiz girilmez. Herkesi rahatsız eden kokan elbise ile içerde bulunmak uygun değildir. Câmilere necâset, yâni pislik sokulmaz, yol hâline getirilip geçilmez. Pislik bulaştıracak deli ve küçük çocuk câmiye sokulmaz. Câmilerde pazar kurmak, yüksek sesle konuşmak, nutuk söylemek, konferans vermek uygun değildir. Câmilerde sarkıntılık ederek dilenilemeyeceği gibi böyle birine sadaka da verilmez. Misâfir olanın hâricindeki kimseler câmide yemek yiyemezler. Câmide alış veriş yapılmaz.3
Mekhûl’ün doğrudan Muâz b. Cebel (r.a.)’den rivâyet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Küçük çocuklarınızı, görülecek da‘vâlarınızı, had cezâlarınızı (infâz etmeyi) ve alım-satım işlemlerinizi mescidlerinizden uzak tutun! Toplanma gününüzde mescidlerinizde güzel kokulu tütsüler yakın ve onların girişine abdestlikler koyun.”4

Hadîsden anlaşıldığına göre, sayılan şeyler mescidlerden uzak tutulmalı, Cuma günü mescid güzel kokularla tütsülenmeli ve mescidlerin girişine abdestlikler konulmalıdır. ed-Dürru’l-muhtâr’da kaydedildiğine göre, bulundukları yeri pisletmeleri ihtimalinin yüksek olduğu durumlarda küçük çocukları ve akıl hastalarını mescide koymak haram, böyle olmadığı zaman mekrûhtur. Onları mescide koyan kişi, ayakkabı ve çarıklarıyla ilgilenmelidir.5
İbn Mâce’nin Mekhûl > Vâsile b. el-Eska’ > Muâz b. Cebel (r.a.) kanalıyla naklettiği rivâyet şöyledir: “Küçük çocuklarınızı, delilerinizi ve şerlilerinizi; da‘vâlarınızı, satış işlemlerinizi, seslerinizi yükseltmeyi, had cezâlarınızın infâzını ve kılıçlarınızı kınından çekmeyi mescidlerinizden uzak tutun! Mescidlerinizin girişine abdestlikler koyun ve toplanma gününüzde oralarda güzel kokulu tütsüler yakın.”6 Bu hadis-i şerifler küçük çocukların ve akıl hastalarının mescide sokulmasının yasak oluşunu, mescidin onlardan korunmasını ifade etmektedir.7

Cami ve mescidler ibâdet mahalleri olup buralara her hususta hürmet edilmelidir.
Vasile (r.a.) Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem)’den şu hadis-i şerifi rivayet ediyor:
“Mescidlerinizden çocuklarınızı ve delilerinizi uzak tutun. Oralarda alış-veriş, kavga gürültü yapmayın. Bağıra çağıra konuşmayın. Orada had cezası uygulamayın. Oralarda kavga yapıp kılıç çekmeyin. Giriş yerlerinde temizlenme mahalleri yapın. İnsanlar toplandığı zaman kokulayın.” Bu hadis-i şerifi İbn-i Mâce rivayet etmiştir.

Hadis, küçük çocukları ve delileri mescidlere sokmanın yasaklığına delâlet eder. Mezheblerin bu husustaki görüşleri şöyledir:
1 — Hanefî mezhebine göre bunların, mescidi necis etmeleri kuvvetle zannedildiği zaman mescide sokulmaları tahrimen mekruhtur. Aksi takdirde tenzihen mekruhtur.
2 — Şâfiîler’e göre henüz mümeyyizlik çağına ermemiş olan küçük yaştaki çocukların ve delilerin mescidi kirletmelerinden, içindekilere zarar vermelerinden ve avret yerlerini açmalarından emin olunduğu takdirde mescide sokulmaları câizdir. Mümeyyiz olan çocuğun, mescidi oyuncak hâline getirmemesi şartıyla mescide alınması câizdir. Aksi takdirde haramdır.
3 — Mâlikiler’e göre çocuk ve delinin mescide idhali, mescidin necis edilmesine sebebiyet verdiği takdirde haramdır. Kezâ mescidi pislememekle beraber yaramazlık ederlerse, mescide alınmaları haramdır. Mescidi pislemeyecek ve haylazlık etmeyecek veya edince uyarıldığı zaman uslu duracak çocuğun mescide götürülmesi câizdir.
4 — Hanbeliler’e göre okutmak gibi bir ihtiyaç için mümeyyiz olmayan çocuğu mescide sokmak mekruh değildir. İhtiyaç olmadan mescide girmesi mekruhtur. Delinin hükmü de böyledir.8
Cami ve mescidleri pisletecek olan çocuk ve delileri içeri sokmak haram(a yakın)dır. (Kerâhet-i tahrîmedir.) Pisletmeyecek olsalar bile (tenzîhen) mekruhtur.9
Çocuklarla delileri camiye sokmak küçük günahlardandır.10 Necaset bulaştıracak olan deliyi ve küçük çocukları camiye sokmak haramdır. Necaset tehlikesi olmazsa mekruhtur.11

Mescidi dünya kelâmından korumak; orada alış veriş yapmaktan, şiir söylemekten; kendisine had tatbik edilmesi lâzım gelen kimselere mescid içinde had tatbik etmekten; mescidde yitik aramaktan; mescide zarûretsiz uğrayıp içinden geçmekten, mecnunları ve çocukları namaz kılmaktan veya benzeri bir şey yapmaktan başka bir maksatla mescide-sokmaktan; mescidde sesini yükseltmekten; mescidde bir kimse ile husumet edip çekişmekten sakınmak ve bu fiillerden mescidleri korumak vâcibtir. Bütün bu failler hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’den nehiy vârid olmuştur.12

Terzinin veya herhangi bir şey dikmekte olan bir kimsenin, mescidin içinde dikiş dikmesi mekruhtur. Ancak, o kimse, mescidde, oraya çocukların girmesine mani olmak veya orayı korumak için durmakta ise, bu durumda bir şey dikmesi mekruh olmaz.13

Çocuklarla deliler çok pislik yaparlarsa kendilerini mescide sokmak haramdır. Aksi takdirde mekruh olmakla kalır. Çocuklarla delileri mescide sokmanın haram olması, Münzirî’nin rivâyet ettiği şu merfû hadisle sabittir: “Mescidlerinizi çocuklarınızdan, delilerinizden, alış verişinizden, gürültünüzden, kılıç kuşanmanızdan ve şer’i cezalarınızı tatbikten uzak tutun! Cuma günlerinde onları buhurlayın, kapılarına (matara)lar koyun!” Burada ki haramdan murad; keraheti tahrimiyedir. Zira delili zannîdir.14

Çocukları ve delileri mescide koymak, mezheblerin ileri sürdükleri tafsilâta göre mekruhtur:
Hanefiler dediler ki: Çocuk veya delilerin mescidi pisleyeceklerine galip bir zanla kanaat getirilirse, mescide konulmaları tahrîmen mekruh olur. Aksi takdirde tenzîhen mekruhtur.

Malikiler dediler ki: Çocuğun oynamaması veya dur denildiği takdirde durması hâlinde mescide konulması caizdir. Aksi takdirde haram olur. Aynı şekilde mescidi pisletmeleri söz konusuysa, çocuğun ve delinin mescide konulması haram olur.

Şafiiler dediler ki: Mümeyyiz olmayan çocuğun ve delilerin mescidi kirletmemelerinden, mescide zarar vermemelerinden, avret yerlerini açmamalarından emîn olunursa mescide konulmaları caiz olur. Mescidi oyun yeri yapmadığı takdirde mümeyyiz çocuğun mescide konulması caizdir. Aksi takdirde haram olur.
Hanbeliler dediler ki: İhtiyaç olmaksızın mümeyyiz olmayan çocuğun mescide konulması mekruhtur. Yazı öğrenmek gibi bir ihtiyaçtan ötürü, çocukların ve delilerin mescide girmesi mekruh olmaz.15

Mescidlere abdestsiz olarak girilmez. Namazdan başka, mescidlere çocukları ve delileri sokmak, zaruret olmadıkça yol gibi kullanarak geçip gitmek caiz değildir.16

Camiye hayvanların, delilerin ve camileri diğer binalardan ayıramayacak çağdaki çocukların sokulması mekruhtur. Hanefiler ve Malikiler şöyle söylemişlerdir: “Cuma namazı dışındaki namazlar için cemaat akıl sahibi ve zorlanmadan cemaate katılabilecek erkeklerin üzerine müekked sünnettir.” Buna göre kadınlar, çocuklar, deliler, köleler, oturaklar, hastalar, düşkün yaşlılar ve eli ile ayağı çaprazlama kesilmiş biri için cemaate katılma sorumluluğu yoktur.”

Müslim’in bazı rivayetlerinde geçen: “Bir çocuğun annesi için ağlamasını duyardı…” ifadesinde çocuğun ve annesinin camide namazda olduğu anlamı çıkmaktadır. Resulullah (s.a.v.)’in bu tutumu O’nun üstün adetlerinden, güzel ahlâkından, yufka yürekliliğinden ve mü’minlere karşı merhamet duymasındandı. Nitekim Yüce Allah şöyle buyuruyor: “O, mü’minlere karşı çok merhametlidir.”17 Yüce Allah merhamet duygusunu en mükemmel ve en genel şekliyle O’na özel kılmıştır. Genel durumdan hareketle anneden söz edilmiştir. Resulullah (s.a.v.) çocuklara karşı da insanların en merhametlilerindendi. Dolayısıyla bakımcı veya baba gibi annenin yerini alan kişiye karşı da aynı şekilde hareket ederdi. Burada kastedilen imama uyanlara karşı yufka yürekliliğin bildirilmesidir. Bu rivayette Resulullah (s.a.v.)’in çok merhametli olduğu da dile getirilmektedir. Bu rivayetten kadınların, camide erkeklerle birlikte namaz kılmalarının ve çocukların camiye sokulmalarının caiz olduğunu anlıyoruz. Ancak en uygun olan sokulmamalarıdır.18

Vâsile İbnu’l-Eska’dan gelen bir rivâyette Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:19
“Mescidlerinizi çocuklarınızdan, delilerinizden, alışverişlerinizden, davalarınızın ikamesinden, sesinizi yükseltmekten, hadlerinizin icrasından, kılıçlarınızı kınlarından sıyırmaktan uzak tutun. Mescidlerin kapılarının yakınlarında abdest yerleri yapın. Mescidlerinizi, cuma günü buhurlayarak güzel kokulu kılın.”20

Hanefî fıkıhçılar, çocukların ve zihinsel özürlülerin veya mecnunların çoğunlukla camiyi kirletmelerinden dolayı bu kimselerin camiye girmelerine cevaz vermemişlerdir. Buradaki çekinceyi de yine necasetin camiye sokulması şeklinde ifade etmişlerdir.21 Enes bin Mâlik (radıyallâhü anh)’den rivâyet edildiğine göre, demiştir ki: “Bir A’râbî geldi, Mescid’in bir tarafına bevletti. Nâs kendisini menettiler. Resûlüllâh (s.a.v.) de onları nehy etti. A’râbî bevlini yaptıkdan sonra Peygamber (s.a.v.) bir büyük kova su emrettiler ve bevlin üzerine döküldü.” Bu hadîsi şerif Mescidlere hürmetin lüzûmunu gösterir. Çünkü Resûl-i Ekrem (s.a.v.) o A’râbî’yi çağırdı ve ona şöyle buyurdu: “Hiç şüphe yok ki bu mescidler bu bevl ve pislikten hiçbir şeye yaramazlar. Bunlar ancak Allâh Azze ve Celle’yi anmak ve Kur’ân okumak içindir.” Ashâb-ı Kirâm’ın A’râbî’yi defetmek istemelerini Resûl-i Ekrem (s.a.v.) inkâr etmemiş; yalnız onlara yumuşak davranmalarını emreylemişti. Bu da mescidlere hürmetin lüzumuna delîldir. Zira hürmet lâzım olmasa Resûl-i Ekrem Ashâbına rıfk ile muâmeleyi tavsiye değil, bilakis “Bırakın onu, o muâhazeyi mûcib bir şey yapmadı. Niye menediyorsunuz?” der idi.22

Camiler hususiyetli yerlerdir. Müslümanlar orada ibadet ederler. Buna gayret ederler. İbadetin farzlarından değilse de önemli şartlarından biri “huşu”dur. Namaz kılarken, huzur ve huşunun temini iç ve dış etkenlerle zor sağlanmakta, örneğin cep telefonu sesi, namazda önümüzden geçilmesi, cemaatin bir kısmının sohbet etmesi, çocukların ses çıkarmaları ve gürültülü bir şekilde oynamaları, cami adabını zedeleyen dış etkenlerdendir. Bu açıdan kaynak kitaplarımızda geçtiği üzere özellikle temyiz (çocuğun iyi ile kötüyü ayırabileceği yaş) çağına gelmemiş çocukları camiye getirmemelidir.
Rasûlullah (s.a.v.)’in “Çocuklarınız 7 yaşına ulaştıklarında onlara namaz kılmayı öğretiniz.”23 emri, 7 yaşın öğrenme dönemini de beraberinde getirdiği ve çocuğun artık bazı kavramları ve ibadetleri öğrenebilecek düzeye geldiğine dikkat çekerken, öte yandan ibadetlere başlama döneminin de geldiğini vurgulamaktadır.

Günümüzde de ilkokula başlama yaşının 7 olduğu unutulmamalıdır. O halde, çocuklara namaz gibi İslam dininin en önemli ibadetinin nasıl yapılacağı, sureler, dualar 7 yaşından önce evde öğretilecek, 7 yaşından itibaren de camideki huşûu bozmadıkları, gürültü yapmadıkları takdirde camiye, cemaate dahil edileceklerdir.

Ehli Sünnet Âlimleri de “7 yaşından küçük çocuklar evcil hayvan hükmündedir. Yani ne yaptıklarını bilemezler, cami içinde uygun olmayan işler yaparlar” buyurmuşlardır.

Dolayısıyla 7 yaşını doldurmuş çocuklar ve gençler camiye getirilmeli, camide de yanımızda durup namazını kılmalı, farklı teşviklerle camiye gelme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Bir baba çocuğunu, camide safta yanında oturtup, ben nasıl yapıyorsam aynen yap demesi bir başka, cami kapısına gelince başıboş bırakarak huşu ve huzurun bozulmasına sebep olması bir başkadır. 7 yaşından büyük çocukların cami adabını öğrenmesi, namazı büyükler nasıl ikame ediyorlarsa onlar gibi okunacak dua ve sureler dahil yapması yaşlarının icabıdır. Bu yaşlardaki çocuklar koşmaya gürültü yapmaya devam ediyorlarsa uyarılmalı ve kendilerine cami adabı hatırlatılmalıdır. Caminin ehemmiyetini düzgün bir üslupla çocuklarımıza anlatabildiğimiz ölçüde, onların cami adablarını severek öğrenmelerini sağlamış oluruz.

Son yıllarda “Camide çocuk gülüşmeleri yoksa…” sözünü fazlası ile abartarak; camiyi oyun parkı haline getirmek, aymazlıktan başka bir şey değildir. Oyun parkları, kaydıraklar, oyuncaklar vs. koyarak caminin ruhunu zedelemek, kime ve neye hizmettir? Cami içerisini oyun alanına çevirmek, cami adabı ile asla bağdaşmaz.

Daha henüz laftan, sözden anlamayan, altı bezli veyahut henüz tuvalet ihtiyacında kendini tutamayan, kontrol edemeyen çocukları camiye getirmek hangi din sevgisi aşılama gayretiyle izah edilebilir?

Din sevgisi, cami sevgisi için doğduğu günden bu yana dini eğitimi ile ilgili hatırı sayılır hiçbir şey yapılmamış çocuk, cemaatin huşusunu ve cami görevlilerinin huzurunu bozunca tarifi mümkün olmayan cami sevgisine mi gark olacaktır?

Hülasa, çocuğuna dinini, namazı ve ibadethanelerini sevdirmek isteyen önce evindeki televizyon, internet, tablet belasına ket vurmalıdır. 5 vakit namazına özen gösterip, çocuğu doğduğu günden başlayıp namazlarını evladının gözü önünde kılmalı; 7 yaşından önce evde talim yapıp, 7 yaşından sonra da evladıyla birlikte namazlarını camide eda etmeye gayret etmelidir. İslamiyet edeb dinidir. İbadetler ise en güzel, edebe riayet edilerek dinimize uygun olarak yapılanları taklit ederek öğrenilebilir.

1 Cinn Sûresi,18.
2 Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, İpek Yayınları, s. 239-243.
3 Rehber Ansiklopedisi, c. 3, s. 181.
4 Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, XX, 173; Heysemî, Mecma‘u’z-zevâid, II, 140.
5 İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 656-57.
6 İbn Mâce, “Mesâcid ve Cemâât”, 5.
7 Eşref Ali et-Tehanevî, Hadislerle Hanefi Fıkhı, c. 4, s. 225-228.
8 Sünen-i İbn-i Mace Tercüme ve Şerhi, Tercüme: Haydar Hatipoğlu, Kahraman Yayınları, c. 2, s. 570.
9 Muhammed Alaaddin, Üç Boyutuyla İslam İlmihali s. 716-717. 10 Yazıcıoğlu Ahmed Bîcan, Aşıkların Nurları, s. 360
11 Halebi İbrahim Efendi, Halebî-i Sağîr, Akçağ Yayınları, 501.
12 Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları, c. 1, s. 372-376.
13 İbn Abidin, Redd’ül Muhtar, Şamil Yayınları.
14 Abdurrahman Cezirî, Dört Mezhebe Göre İslâm Fıkhı, Çağrı Yayınları, İstanbul, 1993, c. 1, s. 382-390.
15 Camisab Özbek, Dört Mezhebe Göre ve Müctehidlerin Farklı Görüşleri, Ravza Yayınları; Ö. Nasuhi Bilmen, Büyük İslam İlmihali, İpek Yayınları, s. 242.
16 Ahzab Sûresi, 43.
17 Said Havva, El Esas Fi’s Sünne Hadislerle İbadet Ansiklopedisi, Hikmet Neşriyat, c. 3, s. 433-434.
18 Şule Şahin Ünlü, Camilerin Eğitim Ve Öğretim İşlevine Vurgu Yapan Bir Hadisin Tahrîci, Tenkîdi Ve Değerlendirilmesi, Yüksek Lisans Tezi, s. 91.
19 İbn Mâce, Mesâcid, 4.
20 Serdar Doğanay, Mabet Ve Hükümleri, Yüksek Lisans Tezi, s. 88
21 İbni Hacer El Askalani, Selamet Yolları – Buluğul Meram Tercüme ve Şerhi, Tercüme: Ahmed Davudoğlu, c. 1, s. 62-63.
22 Ebû Dâvûd, Salât 26; Tirmizî, Mevâkît 182.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir