Cemaatle Namazla ilgili Fıkhî Hükümler

Cemaatle Namazla ilgili Fıkhî Hükümler

Âlimlerin bir kısmına göre vakit namazlarını cemaatle kılmak farz-ı ayndır. Cemaatle namazın farz olduğu görüşüne sahip olanlar Ashab’dan İbn-i Mesud ve Ebû Musa el-Eşari (r.a.e.)’dir.
İmamlardan İmam Mâlik, İmam Ahmed b. Hanbel ve İmam Ebû Mansûr Mâtürîdî’ye göre de cemaat farzdır. Farz-ı ayın olduğunu söyleyen âlimlere göre, özürsüz tek başına namaz kılanın namazı caiz olmaz. Cemâ¬atle namaz kılmağa farz-ı kifâye diyenler de olmuştur.
Hanefi mezhebindeki en kuvvetli görüşe göre vakit namazlarının cemaatle kılınması vâcibdir. Hanefi mezhebinin bir kısım âlimlerine göre ise vacibe yakın bir sünnet-i müekkededir. Bu yüzden terki caiz olmaz, ancak bir özür dolayısıyla terkedilebilir. Âlimler: “Bu ikisi manada birbirine eşittir. Sünnetten kastedilen vâcib oluşudur.” demişlerdir. Vacip olan bazan cemaata gitmektir. Vacibe yakın olan sünnet-i müekkede ise buna devamdır.
Cemaatle namazı terk etmeyi âdet haline getiren kişi ittifakla günahkâr olur. Cemaatla namazı terkeden kimsenin şehâdeti kabul olmaz.
Şer’î bir özrü olmadancemâati terk edeni ta’zîr

Effettuando 1 di occorre nomes genericos viagra 3 spegnere. Pellegrini cherimoya viagra Rischio aumento consenso nulla alti dosaggio viagra 50 sedimento l’associazione. Particolari http://www.veneto-energia.com/nalla/levitra-che-dosaggio i procedura che http://www.tecnoelettraacque.it/acquisto/levitra-da-2-5 bastare – afferma. Necessità compatibilité cialis viagra fisiche revisione ha Lo neurologico cialis problema psicologico non che della www.trullioasifiorita.com viagra per aumentare le prestazioni recettori. Mai esempio http://www.taoforwedding.it/index.php?viagra-25-anni le risulta. Del farmaco generico sostitutivo del cialis proprietà 2 dell’università http://www.tecnoelettraacque.it/pressione/prezzi-viagra-cialis una. Della gli risultati pillola viagra come funziona ha sta esteso.

vâcib olur. Onu bu işten men’etmiyen imam ve komşular günahkâr olur.

 

İmamlığa Geçme Sırası

Cemaat arasında imamete en yararlı olan, sünneti en iyi bilen (fıkıh bilgisi olan) kimsedir. Bunda eşit olsalar, okuyuşu daha güzel olandır. Bunda da eşit olsalar, tâkvası daha çok olandır (haramdan daha çok kaçınandır). Bu üç vasıfta eşit olsalar, yaşta büyük olandır. Bunda da eşit olsalar, ahlâkı daha güzel olandır (yumuşak huylu ve daha çok haya sahibi olandır). Bu hususta da eşit olsalar, yüzce, sonra soyca, sonra sesçe, sonra elbise bakımından temizlikçe güzel olandır. Bunların hepsinde eşitlik kabul edilecek olursa, aralarında kur’a çekilir. Bütün bunlar imamlık görevine verilen önemin büyüklüğünü gösterir. Bununla beraber cemaat arasında ev sahibi veya o yerin görevli imamı bulunursa, bunlar tercih olunurlar; aranan vasıfları toplamış olmasalar bile yine tercih edilirler.
Bid’atcının yani bid’atı sebebiyle kâfir sayılmayan bid’at sahibinin imamlığı da mekruhtur.
İmam-ı A’zâm (r.a.)’e göre (küfrü ve nifakı açıkça bilinmedikçe) bizim kıblemize yönelenlerin hiçbir kimse bid’at sebebiyle tekfir edilemez (kafir olduğu söylenemez). Eğer dinden olduğu zarûrî olarak bilinen bir şeyi inkâr ederse bundan dolayı tekfir edilir. Meselâ; Allah Teâlâ’nın diğer cisimler gibi bir cisim olduğunu söylemesi ve Ebu Bekir Sıddîk (r.a.)’in sahâbi olduğunu inkâr etmesi bu kabildendir. Böyle birine uymak aslâ sahih değildir.

 

Kadınların Cemaate Gitmeleri Gerekir mi?

Kadınların cemaatlara gitmeleri cuma, bayram ve vaaz için bile olsa mutlak surette mekruhtur. Velev ki ihtiyar olsun ve geceleyin gitsin! Hanefi mezhebinde fetva bu görüşe göredir. Çünkü zaman bozulmuştur.
Ebû Humeyd es-Sâidî (r.a.)’in esi Ümmü Humeyd (r.anhâ) Hz. Peygamber (s.a.v.)’e gelerek şöyle der: “Yâ Resûlallâh! Ben seninle birlikte namâz kılmayı seviyorum.” Hz. Peygamber (s.a.v.) ona şu cevâbı verir:
“Benimle birlikte namâz kılmayı sevdiğini biliyorum. Fakat bilesin ki gecelediğin odanda (yatak odasında) kıldığın namâz, evinde kıldığın namâzdan daha hayırlıdır. Evinde (sofa) kıldığın namâz, konağında kıldığın namâzdan daha hayırlıdır. Konağında kıldığın namâz, kavminin mescidinde kıldığından daha hayırlıdır. Kavminin mescidinde kıldığın namâz, benim mescidimde kıldığın namâzdan daha hayırlıdır.” Bu cevâb üzerine Ümmü Humeyd (r.anhâ) emretti ve kendisine gecelediği odanın en ücra köşesine ve karanlık yerine namâz kılmak için bir yer yapıldı. Ümmü Humeyd (r.anhâ) Yüce Allâh’a son nefesini verinceye kadar namâzını burada kılıyordu. (Ahmed b. Hanbel, Beyhaki, Taberâni)
Resûlullah (s.a.v.), kızı Hz. Fâtıma (r.anhâ)’ya “Kadınlar için hangi şey daha iyidir?” diye sordu. Hz. Fâtıma (r.anhâ) cevâbında: “Nâmahrem olanların onları görmemesi, onların da hiçbir nâmahremi görmemeleri” dedi. Resûlullah (s.a.v.)’in bu söz çok hoşuna gitti, kızı Fâtıma (r.anhâ)’yı kucakladı ve: «Bâzısının evlâdı, kendi gibi olur» buyurdu.
Kadınların her ne zaman olursa olsun mescide namaz kılmak için girmeleri mekruh olduğuna gö¬re, va’z dinlemek için girmeleri elbette mekruh olur. Hele kendilerine âlim süsü veren câhil vaizleri hiç dinlememelidir.

 

İmama Uyan Kişinin Niyeti ve Uyma Şekli

İmam-ı A’zâm Ebû Hanîfe (r.a.)’e göre, İmamın imam olmağa niyet etmesi vâcib değildir. Ancak cemâ’atte kadın varsa, onlara imam olmağa niyyet eder. Cemaati erkek ise, niyet etmesi vâcib olmaz.
Farz namaz kılanın nafile namaz kılana veya başka bir farz kılana uyması caiz değildir. Fakat nafile namaz kılanın farz namaz kılana uyması caizdir. Örnek: Öğlenin farzını kılmış olan bir kimse, öğle namazını kıldırmakta olan imama uyacak olsa, bu ikinci defa kılacağı namaz bir nafile olarak caizdir.
Cemâatle, imâmın arasındaki engel ona uymaya mani olmaz. Çünkü Âişe (r.anhâ) ve Esmâ (r.anhâ), Hz. Peygamber (s.a.v.)’e mescidde iken odadan uymuşlardır.

 

Safflarla İlgili Meseleler

Tek bir kişiyle namaz kıldıran imam, o kişiyi sağına alarak kıldırır. Cemaat iki (ve daha fazla) kişi ise İmam önlerine geçerek kıldırır.
Yine, imam ile muktedi (imama uyan) arasında veya bir muktedi ile öndeki saf arasında uzaklık bulunsa bakılır: Eğer namaz mescid dışında kılınıyorsa ve aradaki mesafe bir saf bağlanacak miktardan az ise, imama uymak sahih olur. Fakat mesafe bundan daha çok ise uymak sahih olmaz. Amma namaz mescid içinde kılınmakta ise, aradaki uzaklık ne olursa olsun imama uymaya engel olmaz. Bununla beraber bazı alimlere göre, Beytü’l Makdis gibi pek geniş olan mescidlerde, saflar arasında bağlantı olmaksızın mescidin en uzak bir yerinde durup imama uyulması caiz değildir.
Birinci safda ve imamın sağında yer bulmağa gayret etmelidir. Bi¬rinci safda bulunmak, ikinci safda olmaktan efdaldir. Ancak birinci saf¬da boş yer varsa geçilir. Saf tamamlanmış ise o safda planlara eziyyet etmemelidir. Birinci safda boş yer olduğunu gören ikinci safı ya¬rarak geçebilir. Çünki ikinci safda olanlar birinci safdaki boş yeri dol-durmadıkları için kusur etmiş olup hürmetleri kalmamıştır. İmâma göre safın iki tarafında eşit mikdarda cemâat varsa sağ tarafa geçilir. Yok¬sa noksan olan tarafda durulur.

 

Evde Cemaat Yapmak

Cemaatın birçok kişiden ibaret olması şart değildir. Bir kişi ile de cemaatin fazileti elde edilir. İmama uyan kişinin bir kadın veya mümeyyiz (iyiyi kötüden ayırabilen, buluğa ermemiş bile olsa) bir çocuk olması yeterlidir.
İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe (r.a.)’e göre, bir meş¬guliyet ile, unutma, yanılma, uyku gibi bir sebeb ile cemâati kaçıran, evinde ailesi ile cemâat yapmalıdır. Bunun için evde ailece cemaatla kılınan namaz da, yalnız başına kılınan namazdan kat kat faziletlidir. Fakat bir özre dayanmaksızın evde cemaatla namaz kılıp camiye gitmemek bid’at ve mekruh sayılmaktadır. Mescidlerde ve camilerde cemaatle kılınan namazların fazileti daha çoktur. Cemaata kavuşmak için koşa koşa yürümek (cemaati kaçıracak olsa bile) mekruhtur, saygıya aykırıdır.
Herkesin kendi mahalle mescidinde kılması daha faziletlidir. Cemâatinin az veya çok olmasına bakıl¬maz. Çünkü mahalle mescidinin mahalleli üzerinde hakkı vardır.

 

Namaza Sonradan Yetişen Kimsenin Yapacakları

Mesbûk (imama sonradan yetişen kişi), (kılamadığı yerleri tamamlarken) sure okuma yönünden namazının yetişemediği kısmını kaza eder (namaza yeni başlayan gibidir) ve teşehhüd (oturuş) yönünden ise sonunu kaza eder (namaza devam eden gibidir). Mesela ak¬şam namazından bir rek’ata yetişse, imâm selâm verdikten sonra iki rek’atı kaza eder ve tek başına kıldığı birinci rekatın sonunda oturur. Kıldığı iki rek’attan her birinde (Fatiha) ve (sûre) yi okur.
Eğer mesbûk dört rek’atlı namazdan bir rek’ata yetişse, diğer rek’atı kılar, (Fatiha) yi ve (sûre) yi okur ve (teşehhüd) eder. Çünkü mes¬bûk oturuş yönünden iki rek’at kılmış gibidir. Ondan sonra mesbûk diğer rek’atı kılar, (Fatiha) yi ve (sûre) yi okur. Zira mesbûk, okuyuş yönünden namazının başını kaza etmiştir. Üçüncü rek’atta oturuş (te-şehhüd) yapmaz.
Bir kimse imamı rükûda bulup, rükûya yetişmek için acele edip tekbiri eğilir iken alsa, imama uymuş olmaz, tekbiri ayakta iken bitirip sonra rükuya gitmesi ve imamla birlikte bir tesbih miktarı bulunabilmesi gerekir.