Kurân-ı Kerim’de Cemaatle Namaz Emri

Kurân-ı Kerim’de Cemaatle Namaz Emri

 

“Rükû Edenlerle Birlikte Rükû Edin”


Kur’an-ı Kerîm’de “O namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve (cemaatle namaz kılarak) rükû’ edenlerle birlikte rükû’ edin” (Bakara s. 43) buyrulmuştur. Bâzı âlimler bu âyet-i celîleyi delil göstererek farz namazların cemâatle kılınmasının farz olduğunu söylemişlerdir. Çünkü “Rükû edenlerle birlikte rükû” etmek ancak cemâatle olur.3 Bu âyet-i kerîmede namazın cemaatle kılınmasına büyük bir teşvik yapılmıştır. Çünkü cemaatte bedenlerin ve ruhların birbirinden destek almaları söz konusudur. Bu nedenle cemaat nefis ve şeytanla yapılan savaşı kazanmak için büyük bir kuvvettir. 4 Cenâb-ı Hakk başka bir ayet-i kerîmede buyuruyor: “(Ey Nebi-i Zîşan) Cephede sen de onların (mü’minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler.

 

Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ s.102) Cemaatle namaz farz-ı ayındır diyenlerin delili Allahü teâlânın şiddetli harb ve ölüm kalım savaşında bile bunu emretmiş olmasıdır. Farz olmasaydı, Allahü teâlâ, başların uçtuğu, o en nâzik zamanda bunda müsamaha ederdi. Halbuki Allahü teâlâ, şiddetli çarpışmalarda da, bunu, genel olarak emretmektedir.5 Ancak, Hanefi mezhebindeki en kuvvetli görüşe göre vakit namazlarının cemaatle kılınması vâcibdir.6

 

Namazın İkame Edilmesi “Namazı ikame edin (hakkıyla kılın)…!” buyurarak Cenâb-ı Hakk, Bakara suresi üçüncü âyette ve Kur’an-ı Kerîm’in birçok yerinde namazı ikame etmeyi emretmektedir. “İkâme” lügatta kaldırıp dikmek veya düzeltip doğrultmak veya kıymetlendirmek ve devam ettirmek anlamlarına gelmektedir. Nitekim Nebî (s.a.v.) “Namaz dinin direğidir.” buyurmuştur. Hakikaten cemaatle namaz İslâm toplumunun direğidir ve bütün İslâmî teşkilatın binasıdır. Ve cemaatle namaz kılmak ve kıldırmak, o direği dikmektir. Tek başına kılınan namazlar da bu direğin hazırlanması ve düzlenmesidir. Dosdoğru, içi-dışı temiz ve muntazam olarak namaz kılmak, imanın büyüyerek bütün vücuttan fışkırması ve hayatın gidişatına muntazam ve doğru bir akış vermesidir.7
Mahşerde Secde Edemeyecek Kimseler Hz. Ka’b Ahbâr (r.a.) buyuruyor ki: Tevrat’ı Hz. Musa (a.s)’a, İncil’i Hz. İsa (a.s)’a, Zebur’u Hz. Dâvud (a.s)’a ve Kur’an’ı Hz. Muhammed (s.a.v.)’e indirene (Allah’a) yemin ederim ki, şu ayetler farz namazların ezan okunan yerde (cemaatle) kılınması hakkında indirilmiştir: “O Kıyamet günü ki, Allah (Sâk tecellisi ile) tecelli edecek, secdeye çağrı-lacaklar, fakat güçleri yetmeyecek. Gözleri (utançlarından) düşkün bir halde kendilerini bir zillet saracaktır. Halbuki vaktiyle (dünyada) başları selamette iken secdeye davet olunuyorlardı (fakat yine de secde etmiyorlardı). “ (Kalem s. 42,43) Hadis-i şerifte şöyle beyan buyrulmaktadır: “Bu ayetler, ezan okunan yerde beş vakit namazı (cemaatle) kılmak hakkındadır.” (Beyhaki) “Sâk”, mahşer meydanında olan özel bir tecellidir. (Allah (c.c.)’nun kudret eserinin açığa çıkmasıdır). Bu tecelliyi görünce bütün müslümanlar secdeye kapanacaklardır.

 

Fakat bazı insanların beli sertleşecek de secde etmeye güçleri yetmeyecektir. Onların kimler olacağı hakkında farklı tefsirler nakledilmiştir: 1. Hz. Ka’b Ahbâr (r.a.)’in tefsiridir. Hz. İbn-i Abbas (r.a.) ve başkalarının görüşü de buna uygundur. Şöyle ki; “Beli sertleşecek olanlar dünyada cemaatle namaz kılmaları için çağrıldıkları halde cemaatle namaz kılmayanlardır.” 2. Buhâri Şerifte, Hz. Ebû Said el-Hudri (r.a.)’dan şöyle rivayet edilmemiştir: Ben Resûlullah (s.a.v.)’den duydum ki; “Bu kimseler dünyada riya ve gösteriş için namaz kılanlardır.” 3. Bunlar dünyada baştan beri namaz kılmayan kâfirlerdir. 4. Bunlardan münafıklar kasdedilmiştir. “Allah en iyi bilendir ve O’nun ilmi tam ve mükemmeldir.” (ayet nu ?) Hz. Ka’b Ahbâr (r.a.)’in yemin ederek söylediği, Hz. İbn-i Abbas (r.a.) gibi yüksek seviyede bir sahâbi ve tefsir imamının desteklediği ifadelere göre, mahşer meydanında bütün müslümanlar secde ederlerken o kişinin secde etmeyip, zillet ve bedbahtlığa düşmesi ne feci bir durumdur. Bunlara ilave olarak cemaatın terk edilmesi hakkında daha bir çok tehditler vardır. Müslüman için hiçbir tehdide gerek yoktur. Çünkü Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in emirleri ve irşadları ona yeterlidir. Kimde Allah (c.c.) ve Resûlü (s.a.v.)’in emirlerinin kadir ve kıymetini bilmezse ona bin çeşit tehdit dahi boş gelir. Ceza vakti geldiğinde duyulacak pişmanlık işe yaramayacaktır.8
“Mescidleri İmar”dan Maksat Allahü Teâlâ buyuruyor: “Allah (c.c.)’nun mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe îmân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler îmâr eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır. ” (Tevbe s.18) Beyzâvî’nin beyânına göre bu âyette Hakk teâlâ mescidi tâzîme ehil ve tamire sâlih olanların ilim ve amelde olgunluk sahibi kimseler olduğunu beyân buyurmakla ehl-i îmânı ilim ve amelde olgunluk tahsiline teşvik buyurmuştur. Mescidin tamiri ile murad; binasına, temizlik işlerine, tezyinatına, döşemesine ve içinde ibâdet etmeye ve zikrullahla nurlandırmaya ve ilim öğretmeye ve diğer ibadetleri kapsadığı gibi mescide münâsib olmayan şeylerden mescidi korumayı da kapsar. Şu halde beş vakit namazda mescide devam etmek mescidi tamir etmek sayılır. Hatta Resûlullah (s.a.v.) “Bir kimse sabah ve akşam mescide giderse Allah teâlâ cennette onun için bir konak hazırlar.” buyurmuştur”9 Hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: “Allâh-u Te’âlâ: ‘Gerçekten Benim toprağımdaki evlerim, mescidlerdir. Şüphesiz ki (cemaatle namaz kılmak için mescidlere gelerek) Beni oralarda ziyaret edenler oraları mamur kılanlardır. Artık evinde abdest alıp da sonra evimde Beni ziyaret eden bir kula müjdeler olsun.’ buyurmuştur.” 10
Allah (c.c.)’nun namaz vakitlerindeki emirlerini önemleri ve özellikleri gereği diğer genel emirlerinden üstün tutmalıdır. Hatta bir kimse nafile namazını kılarken, cemaatle namaz başlansa, vakit geçirmeden nâfile namazını keserek cemaatle namaza durması ve bu işe önem vermesi daha hayırlıdır.